Çocukokulöncesi

Çocuk Okul Öncesi

14 Ocak 2018 Pazar



Uygun Olduğu Yaş: 5 yaş ve üzeri için uygundur.
Kaç Kişi İle Oynanır: 2 ve daha fazla çocuk ile oynanır.
Oynamak İçin Materyal Gerekir mi: Oynamak için materyal gerekmez.

Nasıl Oynanır?

Çocukların bu oyunu oynayabilmeleri için renkleri öğrenmiş olması gerekir. Çocuklar küme halini alır. Öğretmen çocuklara üzerlerindeki kıyafetlerin,duvarın,çantaların, çocukların araç-gereçlerinin,oyuncakların vb. renklerini sorar. Çocuklardan söylemesini ister. Bunların arasından, özellikle 3-4 tanesinin rengine dikkat çeker. Ardından sayışma ile bir ebe seçilir. Ebe yumulur. Öğretmen ebe seçilen öğrenciye, “Ahmet’in pantolonun rengi nedir?” diye sorar. Eğer ebe soruyu doğru bilirse ebelikten kurtulur ve arkadaşları tarafından alkışlanır. Kıyafetinin rengi bilinen çocuk ebe olur. Ebelik bilinceye kadar devam eder. “Rengi nedir ?” sorusunu, öğretmenin yerine başka bir çocuk da sorabilir. Ebe değiştikçe, rengi nedir sorusunu soran çocuk da değişebilir.

Çocuğa Neler Kazandırır: Renklerin pekişmesi sağlar. Çocuklarda dikkat ve hafızanın gelişmesini sağlayan bir oyundur.

13 Ocak 2018 Cumartesi



Renkleri öğretmenin birçok yolu vardır ama en etkilisi oyundur. Çocuk oynayarak bir çok şeyi öğrenebilir. Oyun çocuk için hem zevkli hem öğreticidir.Renklerin çocukların beyin gelişiminde çok fazla etkisi olduğu herkes tarafından bilinmektedir.Eğlenirken öğrenmek ve renk kavramının çocuklar üzerindeki etkisi hakkında bilgi almak için diğer sitemize buradan ulaşabilirsiniz.

Renk kavramını daha kolay öğretmek için bir kaç etkinlik örneğini;









9 Ocak 2018 Salı


Gökkuşağını yağmur yağarken güneş çıktığında görürüz. Yani gökkuşağının oluşması için yağmur damlaları ve güneş ışığı gerekiyor. Sınıfın içinde gökkuşağı oluşturabilmemiz için yağmur damlaları yerine üçgen prizma kullanabiliriz. Çok sayıda küçük üçgen prizmadan oluşan ve adına “Gökkuşağı penceresi” denen cismi güneşe tuttuğumuzda sırasıyla hangi renkleri gördük? (kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert, mor). Güneş ışınının yağmur damlalarının içinde kırılması sonucunda bu renkleri gördük. Bu durumda, yağmur damlası görevini gören “Gökkuşağı penceresi”ni de güneşe tuttuğumuza güneş ışını içinden geçerken kırılıyor ve farklı renkleri görebiliyoruz, diyebiliriz.

Deney 2
Gerekli Malzemeler:Su,beyaz kağıt, cam,su bardağı.
Su bardağını su ile doldurun.Bardağın yarısı masanın dışında kalacak ve düşmeyecek şekilde yerleştirin.Bardağa güneş ışığı geldiğinden emin olun.Beyaz bir kağıdı yere koyun.Güneş bardaktan geçerek kağıdın üzerine vurmalıdır.Kağıdın ve bardağın konumlarını kağıt üzerinde gökkuşağını görene kadar değiştirin.Gökkuşağı kağıda yansıyacaktır.

Deney 3
Deneyin adı:Gökkuşağı deneyi
Deneyin amacı:Gökkuşağı nasıl oluşur?
Deneyde kullanılan araç gereçler:Ayna,su,güneş
Deneyin uygulandığı yaş gurubu:5-6
Deneyin yapılışı:Bir bardak suyun içine ayna güneş ışınları vuracak şekilde yerleştirilir.Gökkuşağın duvara yansıyana dek beklenir.
Deneyin sonucu:Duvara gökkuşağı yansıması gerçekleşir.

Deney 4
Öğretmen güneşli bir günde bahçede hortumu kullanarak gökkuşağı oluşturabilir.Güneşi arkasına alan öğretmen hortumdan su fışkırtır ve fışkıran suda gökkuşağın oluşumu izlenir.
Sonuç: Gökkuşağı güneş ışığının suya ya da yağmura yansımasıyla oluşur.

6 Ocak 2018 Cumartesi


Pofuduk tavşan bir gün çok acıkmış

Açmış dolabı bir şey yok(dolap açılır gibi yapılır)
Açmış kapıyı,başlamış yürümeye
Tik tiki tiiik tik tiki tikkk(sağ elin parmaklarıyla sol kol üzerinde yürüme hareketi yapılır)
Önüne kocamaaan bi havuç tarlası çıkmış
Başlamış yemeye kıtır kıtır kıtır kıtır(yeme hareketi yapılır)
Doymuş mu?
Doymamıııış(çocuklar hep bir ağızdan)
Başlamış yürümeye(sol elin parmaklarıyla sağ kol üzerinde yürüme hareketi yapılır)
Önüne kocaman bir lahana tarlası çıkmış
Başlamış yemeğe katır kutur katır kutur(yeme hareketi yapılır)
Doymuşmu?
Doymuuuş(çocuklar söyler)
Ama pofuduk tavşan çok susamış
Şööyle bir etrafına bakınmış(etrafa bakılır)
İşte buldum demiş
Hemen suyun yanına gitmiş
Başlamış içmeye lıkır lıkır lıkır lıkır
Pofuduk tavşanın karnı şişmiş şişmiş şişmiş
Başlamış vurmaya gümgümügümm gümgümügümm(karın şişmiş gibi yapılarak vurulur)
Pofuduk tavşan tam o sırada bi ses duymuş.
Sağına bakmış kimse yok(sağa bakılır)
Soluna bakmış kimse yok(sola bakılır)
Arkasına bakmış
Eyvah!!tilki
Koşmuş koşmuş koşmuş(koşma hareketi yapılır)
Evine gelmiş
Uyumuş uyumuş uyumuş(uyuma hareketi yapılır)
Camdan bakmış
Tilki evin önünde
Tekrar uyumuş uyumuş uyumuş
Sonunda tilki gitmiiiiş.

31 Aralık 2017 Pazar





Şekillerin dört tanesi
Bizim için önemlidir.
Bunları say,bunları bil
İlk şeklimiz dairedir.

Köşesi yok köşesi
Kenarı yok kenarı
Top,Dünya ona benzer
Çember olur,döndür der.

İkinci şeklimiz üçgendir
Kenarı köşesi üç tanedir.
Evlerin çatısına bakınca
Aklına gelen üçgendir.

Karenin dört kenarı
Birbirine eşittir.
Tam dört köşesi vardır
Her yerde kullanılır.

Sıra geldi dikdörtgene
İki uzun,iki kısa kenarlı şekle
Trenin vagonları,dolabın rafı
Hep benziyor dikdörtgene

Artık şekilleri tanıyoruz
Onları unutmuyoruz.
Çok kolay onları saymak
Daire,üçgen,kare,dikdörtgen


26 Aralık 2017 Salı




AMAÇ: Herkesin parmak izinin farklı olduğunu göstermek
ARAÇ VE GEREÇLER: talk pudrası, seloteyp, siyah kağıt, büyüteç


EĞİTİM DURUMU
1. Baş parmağımızı talk pudrasına batıralım.
2. Pudralı parmağı seloteybe bastıralım ve parmak izi çıkaralım.
3. Seloteybi siyah kağıda yapıştıralım.
4. Herkesin parmak izini büyüteçle bakarak karşılaştıralım.
5. Parmak izleri arasında fark görüyor musunuz?



DENEYİN SONUCU
Herkesin parmak izlerinin farklı olduğu gözlenir.

25 Aralık 2017 Pazartesi


O gün, yılın ilk karı yağmıştı. Narlıköy’ün çocukları hemen toplanıp, kendilerine kömür gözlü, havuç burunlu, sevimli bir kardan adam yaptılar. Bütün gün neşe içinde kartopuna tutup, oynadılar.

Çocukların sevinçli.hali kardan adamın da çok hoşuna gitmişti. Onların çevresinde koşup oynaması bir anda kardan adamı da canlandırmış gibiydi. Öyle ki, karanlık bastırıp da çocuklar evlerine çekilince pek hüzünlendi. Kendisini çok yalnız hissetti. Öylesine üzüldü, öylesine üzüldü ki, neredeyse buzdan kalbi “Çıt!” diye kırılacaktı. Sonra, “Belki de onları yeniden görebilirim,” diye düşündü. Yavaşça yeniden doğrulup, en yakınındaki evin penceresine yaklaştı. İçeride çıtır çıtır yanan soba, camları iyice buğulamıştı. Yine de annenin küçük toprak taslara buharı tüten, sıcacık çorba doldurduğu görülebiliyordu. Baba, sobanın ağzına kürek kürek kömür atıyordu. Çocukların neşesine de diyecek yoktu. Bir yandan buharı tüten çorbaya kaşık sallarken, bir yandan da o gün okulda olanları anlatıyorlardı.

Kardan adam üzüntüyle içini çekti. Kendisinin hiç evi, ailesi olmamıştı. Nasıl olsun? Günübirlik yaşıyordu zaten. Üstelik şu sevimli afacanlar olmasa ayaklar altında ezilen bir tutam kardan başka bir şey olmayacaktı. Hele şu Güneş yüzünü birazcık gösterse, yaşamının o anda son bulacağını biliyordu.

Birden kararını verdi. Daha önce kar tanelerinden birinin anlattığı o KUTUP denilen yere gidecekti. Böylece yıllarını birlikte geçirebileceği bir aileye de kavuşabilirdi.

Ertesi sabah çocuklar sokağa çıktıklarında bir şaşırdılar ki sormayın. Her yan karlarla kaplıydı. Gece hava daha da soğuduğu için karlar erimemişti, ama bir gün önce özene bezene yaptıkları kardan adam birdenbire yok olmuştu? Doğrusu kimsenin aklı bu işe ermedi.

Kardan adama gelince... Az gitti... Dere tepe düz gitti... Donmuş toprakların üzerinden, çatır çutur buzların arasından geçti. Sonunda Kutup bölgesine vardı. Önce buz gibi rüzgar karşıladı onu. Sonra siyah elbiseli penguenlerle, sevecen foklar sardı çevresini. Foklar küçük yüzgeçleriyle sağına soluna dokunup onunla arkadaş olmak istediklerini söylediler. Penguenlerin bir kısmı neşe içinde el çırpıp bu yeni dostu selamladılar. Bazıları da merakla havuç burnunu, çalı süpürgesini çekiştirdi. Şakacı rüzgar, başındaki şapkayı kapıp kaçırdı. Kardan adam da onları pek sevmişti.”Artık eriyip çamurlara karışmak yok”, diye mırıldandı kendi kendine... “Burada yıllarca yaşayabilirim.”

Ama bir süre sonra herkes kendi işine daldı gitti. Zavallı kardan adam yine tek başına kalmıştı. İlk kez kar ve buz onu titretti. İnanır mısınız, ağaçları, hatta güneşi bile özler oldu. Hele çocuklar... Hele o yaramaz çocuklar burnunda tüter olmuştu. Üstelik şimdi, arzuladığı bir aileye ancak onların yardımıyla kavuşacağını da anlamıştı. Sevilmek istiyordu. Yaşamı bir gün bile sürse, birlerinin ona sarılması, onların sıcaklığını duyması gerekliydi.

Çocuklar, ilkbaharın sevimli müjdecisi kuş cıvıltılarıyla uyandıkları bir sabah, sokakta hiç beklemedikleri bir konukla karşılaştılar. Kardan adam esrarengiz şekilde ortadan kaybolduğu gibi, yine aynı anlaşılmaz bir güçle ortaya çıkmış, onlara gülümsüyordu. Yemyeşil çimenlerle, papatyaların arasında durmuş, omuzlarına konan kuşların şarkılarını dinliyor gibiydi. Her halinden mutluluk içinde olduğu anlaşılıyordu.

Köyün sokakları bir anda neşeli çığlıklarla doldu. Köyün her evinden bir iki çocuk koşarak çıkıp bu eski dostun çevresini sarıyordu. Bu güzel manzarayı gören güneş, bir buluta kendisini örtmesini rica etti. Biraz daha geç ısınıp, çocuklarla kardan adamın mutluluğunu elinden geldiğince uzatmaya çalıştı. Her geçen dakika eriyip toprağa karışan kardan adam ise mutlu gülücükler dağıtmaya devam ediyordu çevresine. Birkaç ay sonra yeniden buluşacaklarını biliyordu Artık, bu dünyada çocuklar var oldukça ve kar yağdıkça her kış yeniden doğacağına inanıyordu.

Kışa Hazırlık

Ece , annesi, babası ve kardeşi Ahmet ile birlikte Neşeli Orman'a yakın bir köyde, bahçe içindeki bir evde yaşıyormuş.
Sabah uyandığında ilk önce odasının penceresinden dışarıya bakıyormuş.

Babası bahçede ağaçlardan düşen yaprakları, annesi de olgunlaşan domatesleri topluyormuş. Kardeşi Ahmet ise odasında oyun oynuyormuş.
Ece üzerini değiştirip mutfağa inmiş. Annesinin kendisi için hazırladığı kahvaltısını yaptıktan sonra bahçeye çıkmış. Önce babasına sonra annesine günaydın demiş.

Babası:
- Günaydın Ece. Yaprakları toplamam için bana yardım edermisin?
- Olmaz babacığım ormana arkadaşlarımın yanına gideceğim.
Annesi:
- Günaydın Ece. Domatesleri toplamamda bana yardımcı olurmusun?
- Olmaz anneciğim. Arkadaşalrımla oynayacağım.
Ve Ece ormana doğru koşmaya başlamış.

Yolda Zıp Zıp Tavşan ile karşılaşmış.
- Günaydın Zıp Zıp.
- Günaydın Ece.
- Zıp Zıp, birlikte oyun oynayalım mı ?
- Oynayamayız Ece. Aileme kış hazırlıklarında yardım etmeliyim, hoşça kal!

Ece biraz daha yürümüş ve minik sincaplarla karşılaşmış.
- Günaydın minik sincap.
- Günaydın Ece.
- Birlikte oynayalım mı?
- Bugün oynayamam. Kış için meşe palamutu toplamalıyım.

Ece, galiba oyun arkadaşı bulamayacağım diye düşünmeye başlamış. Düşünceli bir şekilde ormanda dolaşırken gözlüklü köstebek ile karşılaşmış.
- Ne oldu Ece? Niye bu kadar üzgünsün?
- Herkes ailesine yardım ediyor. Oynayacak arkadaş bulamadım. Oysa hava çok güzel. Kışın gelmesine daha çok var.
- Ece ; Ağustos Böceği ile Karınca'nın hikayesini hatırlıyormusun? Ağustos Böceği de böyle düşünüp hazırlık yapmamış ve kış geldiğinde aç kalmıştı. Karınca ise hiç durmadan çalışmış, havalar soğudunda sıcacık yuvasında rahat rahat kışı geçirmişti.
İşte karınca gibi kış geldiğinde rahat etmek, mutlu olmak istiyorsan şimdi çok çalışmalısın.

Ece köstebeğin söylediklerinin doğru olduğunu düşünmüş ve koşarak ailesinin yanına gitmiş. Anne ve babasından özür dilemiş. Gün boyunca ailesi ile birlikte kış için hazırlık yapmış.
Gece olduğunda mutlu bir şekilde uykuya dalmış


Kar ve Çocuk
Kar ve Çocuk Çocuk evinin camından dışarı baktı. Hayalleri cama takıldı. Parka gitmek istiyordu diğer bütün çocuklar gibi. Salıncakta sallandıkça mutlu olacaktı çocuk. Dönme dolaplarda dönecekti. Sesi diğer çocukların seslerine karışacaktı.

Bütün çocukların sesleri kuş seslerine karışacaktı. Ve çok mutlu olacaktı. Sadece parka gitmesi yetecekti. Başka bir şey istemiyordu.
Mutlu olması için iki zincirin ucundaki küçük bir tahta parçası yetecekti ona. Ah! şimdi parkta olabilseydim. dedi.
Elleri ile cama dokundu. Camın soğukluğu onun küçücük yüreğine. Mutlulukla arasındaki engeli cam olarak gördü birden. Bir de dışarıda ki bembeyaz örtüyü. Nasıl da her yeri kaplamıştı. Bir taraftan da küçük küçük beyaz tanecikler iniyordu gökyüzünden.
Ne kadar da çoklardı. Sanki onlarda kendi aralarında oynuyordu. Bir sağa bir sola çığlık çığlığa koşuyordu. Tıpkı çocuklar gibi. Telaşlı ve ürkek birden bitiverecek gibi mutlulukları. Sanki birisi, artık yeter şimdi eve gidiyoruz diyecek ,alıp götürecekti hepsini.
Çocuk görünce baktığı camdan, küçük beyaz taneciklerin sevincini Unutuverdi kendi içini saran kederini. Çekti camdan ellerini.
Bahara erteledi parka gitme hayallerini. Çünkü isminin kar olduğunu öğrendiği bu küçük beyaz taneciklerin baharıydı içinde bulunduğu zaman. Isıttı küçücük yüreğinin içini, neşeli dansı kar tanelerinin.
Birde ilerideki okulun bahçesinde şen şakrak kar topu oynayan çocukların sesleri geldi kulağına,ne güzeldi. Çocukların yaptığı kömür gözlü,havuç burunlu kardan adamın gülümseyen yüzünü görünce, daha da sevdi kar tanelerini.
Parka gitmiş kadar mutluydu sanki, içindeki coşkuyu haykırmak istiyordu. Sesini duyurmak istercesine dünyadaki bütün kar tanelerine. Sizi seviyorum kar taneleri! Hepinizi çok seviyorum!diye bağırdı.
Ve daha çabuk büyüyüp kar taneleri ile oynamanın hayallerine dalarken,annesinin kendisine seslenen sesini duydu çocuk. Nasıl kar taneleri uça uça neşe ile iniyorsa yeryüzünün kucağına, çocukta tıpkı kar taneleri gibi gitti uzandı annesinin kucağına.

24 Aralık 2017 Pazar


Yemek bitti karnım doydu ,şimdi temizlik var
Önce Sağlığım için dişlerimi fırçalar
Sonra bol bol suyla çalkalayıp ağzımı
Havlu ile bir güzelce kurularım ellerimi
Aynaya bir öpücük yollar bitiririm işimi

Kendim soyunur,giyerim kendi pijamamı
Yararlıdır severim ben öğlen uykusunu
Yatak hazır,güzel müzik çalarken yine
Dalmaya hazır olurum uyku denizine
Belki bir rüya görür de anlatırım size


a a a bak geldi kış baba
sırtında kalın abası
elinde kalın sopası
a a a bak geldi kış baba

e e e bir karış kar yerde
dağlar kırlar hep bembeyaz
yavru kuşlar yem bulamaz
e e e bir karış kar yerde

i i i kış dondurdu bizi
bu soğuğa dayanılmaz
kış babaya inanılmaz
i i i kış dondurdu bizi

o o o bak sırtımda palto
korkumuz yok kardan kıştan
ne soğuktan ne rüzgardan
o o o bak sırtımda palto

10 Kasım 2017 Cuma



Yaz geldi, çiçekler açtı 
Arılar hep dolaştı 

Arı vız vız vız 
Arı vız vız vız diye dolaşır
 Arı vız vız vız diye dolaşır 

Arı vız vız vız
 Arı vız vız vız diye dolaşır 
Arı vız vız vız diye dolaşır 

Önce menekşeyi koklar 
Sonra gülü emeriz
 Çiçek balını, Çiçek balını 
Çiçek balını, Çiçek balını 
Biz çok severiz 

Arı vız vız vız
 Arı vız vız vız diye dolaşır 
Arı vız vız vız diye dolaşır

9 Temmuz 2017 Pazar


Malzemeler:

*Büyük boy kırmızı ponpon
*küçük boy siyah ponpon
*Uhu
*Oynar göz 2 adet
*Yeşil keçe
*Makas
*Siyah keçeli kalem
Küçük siyah ponponu büyük kırmızı ponpona yapıştırıyoruz.Aslında daha sağlam olması için silikonda kullanılabilir ama çocuklar açısından tehlikeli olabileceği için önermiyorum.Ponponlar iyice birbirine yapıştıktan sonra oynar gözler baş kısım olan siyah ponpona yapıştırılır.Yeşil keçeden yaprak deseni çizip kesilerek uğur böceği keçenin üstüne yapıştırılır.
Bu etkinlik sonunda etkinliği pekiştirmek için uğur böcekleri hakkında bir masal okuyabilirsiniz. Ya da uğur böceğiyle ilgili bir şarkıyla etkinliği tamamlayınız.Etkinlik ile ilgili örnek şarkı için buraya tıklayınız.


İYİ EĞLENCELER...